<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Buğra Okyay</title>
	<atom:link href="http://www.bugraokyay.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bugraokyay.com</link>
	<description>Bütün Türkler Bir Ordu...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Mar 2010 16:01:00 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Wp TGC Tema</title>
		<link>http://www.bugraokyay.com/wp-tgc-tema/</link>
		<comments>http://www.bugraokyay.com/wp-tgc-tema/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 16:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buğra Okyay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Wordpress]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe wordpress temaları]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress kişisel site teması]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress sade tema]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress tema]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress tema indir]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress temaları]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress türk tema]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress türkçe tema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bugraokyay.com/?p=357</guid>
		<description><![CDATA[
Temayı hiçbir programla yapmadım. 0 dan photoshop -&#62; css+html -&#62; giydirme şekinde yaptım. Bu ilk denemeydi bundan sonra daha iyi temalar yapıp dağıtacağım inşallah&#8230; Rastladığınız hataları ,eksiklikleri ,yanlışları da yazarsanız sevinirim.
Örnek Site
İndir
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="wordpress tema" src="http://www.bugraokyay.com/wpdeneme/wp-content/themes/tgc/screenshot.png" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p>Temayı hiçbir programla yapmadım. 0 dan photoshop -&gt; css+html -&gt; giydirme şekinde yaptım. Bu ilk denemeydi bundan sonra daha iyi temalar yapıp dağıtacağım inşallah&#8230; Rastladığınız hataları ,eksiklikleri ,yanlışları da yazarsanız sevinirim.</p>
<p><a href="http://www.bugraokyay.com/wpdeneme/ " target="_blank"><strong>Örnek Site</strong></a></p>
<p><strong><a href="http://www.bugraokyay.com/TGCtema.rar">İndir</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bugraokyay.com/wp-tgc-tema/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaratılış Destanı</title>
		<link>http://www.bugraokyay.com/yaratilis-destani/</link>
		<comments>http://www.bugraokyay.com/yaratilis-destani/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 15:26:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buğra Okyay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış Destanı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış Destanı nasıldır]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış Destanı nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bugraokyay.com/?p=353</guid>
		<description><![CDATA[Her şeyden önce su vardı. Yer, ay, gök, güneş yoktu. Tanrı Kayra Han  (Kuday) ile Kişi vardı. İkisi de birer kara kaz gibi su üzerinde  uçuyorlardı. Tanrı Kayra Han bir şey düşünmüyordu. O sırada Kişi, yeli  bulup suyu dalgalandırdı. Kayra Han&#8217;ın yüzüne su sıçrattı. Bunu yapınca  da kendisinin Tanrı&#8217;dan güçlü olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="yaratılış destanı" src="http://img03.blogcu.com/images/d/a/n/danismentgazi/ergenekon_2_1244247720.jpg" alt="" width="248" height="185" />Her şeyden önce su vardı. Yer, ay, gök, güneş yoktu. Tanrı Kayra Han  (Kuday) ile Kişi vardı. İkisi de birer kara kaz gibi su üzerinde  uçuyorlardı. Tanrı Kayra Han bir şey düşünmüyordu. O sırada Kişi, yeli  bulup suyu dalgalandırdı. Kayra Han&#8217;ın yüzüne su sıçrattı. Bunu yapınca  da kendisinin Tanrı&#8217;dan güçlü olduğunu sandı; daha yüksekte uçmak  istedi. Ama uçamadı; suya düşüp dibe battı. Boğulmak üzereydi. <em>Bana  yardım et !</em> diye bağırıp Kayra Han&#8217;dan yardım istedi.<span id="more-353"></span></p>
<p>Tanrı Kayra Han izin verdi, Kişi su yüzüne boğulmadan çıktı. Sonra  Tanrı, &#8216;Sağlam bir taş olsun ! <em>dedi. Suyun dibinden bir taş yükseldi.  Kayra Han ile Kişi, bu taşın üzerine oturdular. Kayra Han, Kişi&#8217;ye</em> Suya dal, suyun dibinden toprak çıkar ! <em>diye buyruk verdi. Kişi,  Tanrı&#8217;nın buyruğunu yerine getirdi. Suyun dibinden çıkardığı toprağı  Kayra Han&#8217;a götürdü. Kayra Han, Kişi&#8217;nin getirdiği toprağı suyun üzerine  serperken</em> Yer olsun ! <em>diye buyurdu.</em></p>
<p>Buyruk yerine geldi, yeryüzü yaratıldı. Kayra Han, yine Kişi&#8217;ye <em>Suya  dal, suyun dibindeki topraktan çıkar !</em> diye buyruk verdi. Kişi,  suya daldığında, bu kez kendim için de toprak alayım diye düşündü. İki  avucuna da toprak doldurdu; bir avucundakini Kayra Han&#8217;dan gizlemek için  ağzına attı. Dileği, Kayra Han&#8217;dan gizli kendine göre bir yer  yaratmaktı. Avucundaki toprağı getirip Kayra Han&#8217;a uzattı. Kayra Han,  toprağı suyun üzerine serpip genişlemesini buyurdu. Kayra Han&#8217;ın suya  serptiği toprak gibi, Kişi&#8217;nin ağzındaki toprak da büyüyüp genişlemeğe  başladı. Kişi korktu; soluğu kesildi, öleyazdı. Kaçmağa başladı. Ancak,  nereye kaçsa yanı başında Tanrı Kayra Han&#8217;ın varlığını hissediyordu.  O&#8217;ndan kaçamıyordu. Çaresiz kaldı, Tanrı&#8217;ya yalvarmağa başladı: <em>Tanrı !  Gerçek Tanrı ! Bana yardım et</em>. Kayra Han, Kişi&#8217;ye <em>Ağzındaki  toprağı ne için sakladın</em> dedi. Kişi, <em>Kendime yer yaratmak için  saklamıştım</em> diye yanıt verdi. Kayra Han da, <em>Öyleyse at ağzından  ve kurtul</em> dedi. Kişi&#8217;nin ağzındaki toprak yere dökülürken küçük  tepeler oluştu. Kayra Han, <em>Artık sen günahlı oldun</em> dedi, <em>Bana  karşı geldin. Kötülük düşündün. Bundan sonra sana uyanlar, senin gibi  kötülük düşünenler senin gibi kötü kişi olacak; bana uyanlar ise iyi ve  pak kişiler olacak, güneş ve aydınlık yüzü görecek. Ben, gerçek  Kurbustan adını almışımdır; bundan sonra senin adın da Erlik olsun.  Günahlarını benden saklayanlar senin adamın olsun, günahlarını senden  saklayanlar benim adamım olsun</em>.</p>
<p>Yeryüzünde, dalsız budaksız bir ağaç yeşerdi. Kayra Han, bu dalsız  budaksız ağaçtan hoşlanmadı. <em>Dalları, yaprakları olmayan ağaca bakmak  güzel değil. Bu ağacın dokuz dalı olsun !</em> dedi. Dalsız budaksız  ağaç birden dokuz dallı oldu. Kayra Han, <em>Dokuz dalın herbirinin  kökünden, birerden dokuz kişi türesin; bunlar dokuz millet olsun !</em> dedi. Erlik, bunlar olurken büyük bir gürültü duydu. Nedir acaba diye  düşündü. Kayra Han&#8217;a gürültünün nedenini sordu. Kayra Han, <em>Ben bir  hakanım, sen de kendince bir hakansın. İşittiğin gürültüyü yapanlar  benim insanlarımdır !</em> dedi. Erlik, Kayra Han&#8217;dan bu insanları  kendisine vermesini istedi. Kayra Han, <em>Olmaz !</em> diye karşıladı; <em>Sen  git kendi işine bak !</em></p>
<p>Erlik&#8217;in canı sıkıldı. Hele bir gidip şu insanları göreyim diyerek  kalabalığın yanına vardı. Orada insanlardan başka yaban hayvanları,  kuşlar ve daha nice yaratıklar vardı. Erlik, Kayra Han bunları nasıl  yarattı acaba, bunlar ne yer, ne içerler diye düşündü. O düşüne dursun,  insanlar ağacın yemişlerinden yemeğe başlamışlardı. Erlik baktı ki,  insanlar ağacın yalnızca bir yanındaki yemişleri yiyorlar, öte  yandakilere ellerini sürmüyorlar. İnsanlara bunun nedenini sordu.  İnsanlar, şu yanıtı verdiler: <em>Tanrı bize o yandaki yemişlerden yemeği  yasakladı. Biz yalnızca Tanrı&#8217;nın izin verdiği, ağacın gündoğusundaki  yemişlerden yiyoruz. Şu gördüğün yılan ile köpek, yasak yandaki  yemişleri yemememiz için bekçilik ediyor.</em> Bu yanıt, Erlik&#8217;i  sevindirdi. Erlik Körmös, insanlardan Doğanay (Törüngey) denilen erkeğe  yaklaştı. Ona <em>Kayra Han size yalan söylemiş. Asıl, yasakladığı  yemişlerden yemeniz gerekir. Onlar daha tatlıdır. Bir deneyin;  göreceksiniz</em> dedi. Erlik, uyumakta olan yılanın ağzına girdi; ağaca  çıkmasını söyledi. Yılan, ağaca çıkıp yasak yemişlerden yedi. Doğanay&#8217;ın  karısı Ece (Eje), yanlarına geldi. Erlik, Doğanay ile Ece&#8217;ye de yasak  yemişlerden yemelerini söyledi. Doğanay, Kayra Han&#8217;ın sözünü tutarak  yasak yemişlerden yemedi. Karısı Ece dayanamadı, yedi. Yemiş çok tatlı  idi. Alıp kocasının ağzına sürdü. Doğanay ile Ece&#8217;nin tüyleri birden  döküldü. Utandılar. Kaçıp, herbiri bir ağacın ardına saklandılar.</p>
<p>Kayra Han oraya geldi. İnsanlar, kaçışıp bir köşeye gizlenmişlerdi.  Kayra Han, <em>Doğanay ! Ece ! Doğanay ! Ece !</em> diye haykırdı, <em>Neredesiniz ?</em>.  Doğanay ile Ece <em>Ağaçların arkasındayız</em> dediler, <em>Karşına  çıkamıyoruz, utanıyoruz</em>. Sonra, olanları bir bir anlattılar. Kayra  Han, bildiği şeyleri duymanın öfkesi içinde herbirine ayrı cezalar  verdi. <em>Şimdi sen de Erlik&#8217;ten bir parça oldun</em> diyerek yılana  verdi ilk cezayı. <em>İnsanlar sana düşman olsun; seni görünce vurup,  ezip öldürsünler !</em> dedi. Ece&#8217;ye döndü, <em>Sen, Erlik&#8217;in sözüne  uydun. Yasak yemişi yedin. Cezanı çekeceksin. Çocuk doğuracaksın.  Doğururken de acı çekeceksin. Sonunda öleceksin, ölümü tadacaksın</em>.  Doğanay&#8217;a da şöyle diyerek cezasını verdi: <em>Erlik&#8217;in gösterdiğini  yedin. Benim sözümü dinlemedin, Körmös Erlik&#8217;in sözüne uydun. Onun  adamları onun dünyasında yaşar, Karanlıklar dünyasında bulunur. Benim  ışığımdan yoksun kalır. Körmös (Şeytan, Erlik) bana düşman oldu; sen de  ona düşman olacaksın. Benim sözümü dinleseydin, benim gibi olacaktın.  Dinlemediğin için dokuz oğlun, dokuz da kızın olacak. Bundan sonra ben,  insan yaratmayacağım. Artık, insanlar senden türeyecek.</em> Kayra Han,  Erlik&#8217;e de kızdı. <em>Benim adamlarımı niçin aldattın ?</em> diye sordu  öfkeyle. Erlik <em>Ben istedim, sen vermedin</em> dedi, <em>Ben de senden  çaldım. Artık, hep çalacağım. Atla kaçarlar ise düşürüp çalacağım. İçip  içip esrirler (sarhoş olurlar) ise birbirlerine düşürüp döğüştüreceğim.  Suya girseler, ağaçlara çıksalar bile yine çalacağım</em>. Kayra Han da, <em>Öyleyse;  dokuz kat yerin altında ayı, güneşi olmayan Karanlık bir dünya vardır.  Seni oraya atıyorum</em> diyerek Erlik&#8217;i cezalandırdı. Her şey bitince,  bütün insanlara birden ceza verdi. <em>Bundan sonra kendi yemeğinizi  kendiniz kazanacak, gücünüzle elde edeceksiniz; benim yemeğimden yemek  yok</em> dedi, <em>Artık, yüz yüze gelip sizinle konuşmayacağım. Bundan  sonra size Gök Oğul&#8217;u (May-Tere) göndereceğim</em>.</p>
<p>Gök Oğul, insanlara birçok şey öğretti. Arabayı da Gök Oğul yaptı. Ot  köklerini, yenilebilecek otları insanlara öğretti. Erlik, Gök Oğul&#8217;a  yalvardı: <em>Ey Gök Oğul, bana yardım et. Kayra Han&#8217;dan izin dile.  Yanına çıkmak istediğimi söyle. Yardım et bana</em>. Gök Oğul, Erlik&#8217;in  dileğini Kayra Han&#8217;a iletti. Kayra Han aldırış etmedi. Gök Oğul, altmış  yıl yalvardı.</p>
<p>Sonunda Kayra Han, Erlik&#8217;e haber gönderdi: <em>Düşmanlıktan  vazgeçersen, insanlara kötülük etmezsen sana izin veririm, yanıma  gelirsin !</em> Erlik, söz verdi. Kayra Han&#8217;ın katına çıktı. Baş eğdi. <em>Beni  kutsa. Bana izin ver, ben de kendime gökler yapayım</em> diye yalvardı.  Kayra Han, izin verdi. Erlik, kendisi için gökler yaptı. Adamlarını  topladı, yaptığı göklere yerleştirdi; kendisi de başlarına geçti. Çok  kalabalık oldular. Kayra Han&#8217;ın en sevgili kullarından olan Ulu Kişi  (Mandı-Şire), bu duruma çok üzüldü. Üzüntü içinde düşündü: <em>Bizim öz  kişilerimiz yeryüzünde sıkıntı çekip yoruluyor. Erlik&#8217;in adamları ise,  göklerde keyfedip duruyor.</em> Ulu Kişi, bu üzüntü içinde Erlik&#8217;e savaş  açtı. Erlik, daha güçlü çıktı. Ateş ile vurup Ulu Kişi&#8217;yi kaçırdı. Ulu  Kişi, Kayra Han&#8217;ın katına çıktı. Kayra Han, <em>Nereden geliyorsun ?</em> dedi. Ulu Kişi, <em>Erlik&#8217;in adamlarının gökte oturması, bizim  adamlarımızın ise yeryüzünde binbir güçlük içinde yaşamaları ağırıma  gitti. Erlik&#8217;in yandaşlarını yere indirmek, göklerini başına yıkmak için  Erlik&#8217;le savaştım. Gücüm yetmedi, o beni kaçırdı</em> diye üzgün ve  ağlamaklı yanıt verdi. Kayra Han, üzülmemesini söyledi. <em>Erlik&#8217;e  benden başka kimsenin gücü yetmez</em> dedi, <em>Erlik&#8217;in gücü senden  çoktur. Ama gün gelecek, senin gücün Erlik&#8217;in gücünden üstün olacak</em>.  Ulu Kişi&#8217;nin yüreği serinledi, rahat rahat uyudu.</p>
<p>Gün geldi, Ulu Kişi güçleneceğini anladı. O gün Kayra Han, Ulu  Kişi&#8217;yi yanına çağırdı. <em>Var git. Güçlendin artık. Erlik&#8217;in göklerini  başına yıkacak güce kavuşturdum seni. Dileğine ereceksin</em> dedi, <em>Sana,  kendi gücümden güç verdim</em>. Ulu Kişi şaşırdı: <em>Yayım yok, okum  yok. Kargım yok, kılıcım yok. Kupkuru bir bileğim var. Yalnız bilek  gücüyle Erlik&#8217;i nasıl yok edebilirim?</em>. Kayra Han, Ulu Kişi&#8217;ye bir  kargı verdi. Ulu Kişi, kargıyı alıp Erlik&#8217;in göklerine gitti. Erlik&#8217;i  yendi, kaçırdı; göklerini kırdı geçirdi. Erlik&#8217;in gökleri parça parça  oldu, yeryüzüne döküldü. O güne değin dümdüz olan yeryüzü, o günden  sonra kayalıklarla, sivri dağlarla doldu. Görklü Tanrı&#8217;nın özene bezene  yarattığı güzelim yeryüzü eğri büğrü oldu. Erlik&#8217;in bütün yandaşları  yere döküldü; suya düşenler boğuldu, ağaca çarpanlar sakatlanıp can  verdi, sivri kayaların üstüne düşenler öldü, hayvanlara çarpanlar  hayvanların ayakları altında kaldılar.</p>
<p>Erlik, varıp Kayra Han&#8217;dan kendine yeni bir yer istedi. <em>Benim  göklerimin yıkılmasına sen izin verdin; barınacak yerim kalmadı</em> dedi. Kayra Han, Erlik&#8217;i yerin altındaki Karanlıklar ülkesine sürdü.  Üzerine yedi kat kilit vurdu. <em>Burada gün ışığı, ay ışığı görmeyesin.  Üzerinde sönmez ateşler olsun. İyi olursan yanıma alır, kötü olursan  daha derinlere sürerim</em> dedi.<br />
Bunun üzerine Erlik, <em>Öyleyse ölmüş kişilerin canlarını bana ver;  gövdeleri senin olsun, canları benim</em> dedi. Kayra Han, <em>Hayır,  onları da sana vermeyeceğim</em> dedi, <em>İstiyorsan kendin yarat</em>.  Erlik eline çekiç, körük ve örs aldı. Vurmağa başladı. Her vuruşta bir  hayvan ortaya çıktı. Kurbağa, yılan, ayı, domuz, deve ve kötü ruhlar  yeryüzünü doldurdu. Sonunda Kayra Han, Erlik&#8217;in elinden çekici, örsü,  körüğü aldı; ateşe attı. Körük bir kadın, çekiç bir erkek oldu. Kayra  Han, kadını tutup yüzüne tükürdü. Kadın bir kuş olup uçtu. Bu kuş, eti  yenmeyen, tüyü işe yaramayan Kurday denilen kuştur. Kayra Han, erkeği de  tutup yüzüne tükürdü. O da bir kuş olup uçtu; adına Yalban kuşu  dediler.</p>
<p>Bu olanlardan sonra Kayra Han, insanlara <em>Ben size mal verdim, aş  verdim. Yeryüzünde iyi, güzel, pak olan ne varsa verdim. Yardımcınız  oldum. Siz de iyilik yapın. Ben, göklerime çekileceğim, tez dönmeyeceğim</em> dedi. Yardımcı ruhlarına döndü: <em>Gün Aşan (Şal-Yime); sen, içki içip  aklını yitirenleri, körpe çocukları, tayları, buzağıları koru. Onlara  kötülük gelmesin. Sağlığında iyilik yapmış olanların ruhlarını yanına  al; kendini öldürenlerinkini alma. Zenginlerin malına göz dikenleri,  hırsızları, başkalarına kötülük edenleri koruma. Benim için, bir de  hakanları için savaşıp ölenlerin ruhlarını da yanına al, benim yanıma  getir. İnsanlar ! Size yardım ettim. Kötü ruhları (körmösler) sizden  uzaklaştırdım. Kötü ruhlar size yaklaşırsa, onlara yiyecek verin, ama  onların yiyeceklerinden yemeyin; yerseniz, onlardan olursunuz. Şimdi ben  aranızdan ayrılıyorum, ama yine geleceğim. Beni unutmayın, geri gelmez  sanmayın. Geri döndüğümde iyiliklerinizin, kötülüklerinizin hesabını  göreceğim. Şimdilik benim yerimde Ağca Dağ (YapKara), Ulu Kişi ve Gün  Aşan kalacaklar; size yardımcı olacaklar. Ağca Dağ ! Gözlerini dört aç.  Erlik senin elinden ölenlerin ruhlarını çalmak isterse, Ulu Kişi&#8217;ye  söyle; o güçlüdür. Gün Aşan ! Sen de iyi dinle. Kötü ruhlar,  yeraltındaki Karanlıklar ülkesinden yukarı çıkmasınlar. Çıkarlarsa,  hemen Gök Oğul&#8217;a bildir. Ona güç verdim. O, kötü ruhları koğar. Alma Ata  (Bodo-Sungkü), Ay&#8217;ı ve Güneş&#8217;i bekleyecek. Ulu Kişi, yeryüzünü ve  gökyüzünü koruyacak. Gök Oğul, kötüleri iyilerden uzaklaştıracak. Ulu  Kişi, sen de kötü ruhlarla savaş. Güç gelirse benim adımı çağır.  İnsanlara iyi şeyleri, iyi işleri öğret. Oltayla balık avlamayı, tiyin  (sincap) vurmayı, hayvan beslemeyi öğret</em>.</p>
<p>Sonra, Kayra Han uzaklaştı. Ulu Kişi, Kayra Han&#8217;ın sözlerini yerine  getirdi. Olta yaptı, balık avladı. Barutu buldu, sincap vurdu. Gün  geldi, Ulu Kişi kendi kendine mırıldandı: <em>Bugün beni yel uçuracak,  alıp götürecek</em>. Bir yel geldi, Ulu Kişi&#8217;yi uçurup götürdü. Bunun  üzerine Ağca Dağ insanlara <em>Ulu Kişi&#8217;yi Tanrı Kayra Han, yanına aldı.  Artık, onu bulamazsınız. Gün gelecek, beni de yanına çağıracak. Nereye  isterse oraya gideceğim. Öğrendiklerinizi unutmayın. Kayra Han böyle  istedi</em> dedi. İnsanları kendi haline bırakıp o da gitti.</p>
<p><a href="http://tr.wikisource.org/wiki/Yaratılış_destanı" target="_blank">Kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bugraokyay.com/yaratilis-destani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçe kullanım kılavuzu olmayan ürünler</title>
		<link>http://www.bugraokyay.com/turkce-kullanim-kilavuzu-olmayan-urunler/</link>
		<comments>http://www.bugraokyay.com/turkce-kullanim-kilavuzu-olmayan-urunler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 20:22:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buğra Okyay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk malı]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe kullanım kılavuzu]]></category>
		<category><![CDATA[yerli malı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bugraokyay.com/?p=349</guid>
		<description><![CDATA[Bir ürün satın aldınız ve özelliklerini öğrenmek için kullanım kılavuzuna göz atmak istediniz. Ancak ne göresiniz ! Kılavuzun bir çok dilde yazılmış olduğunu ancak içinde Türkçe çevirisinin bulunmadığını görüyorsunuz. Sinirleniyorsunuz ve ülkemizde satılan bir ürünün nasıl Türkçe kılavuzunun olamayacağını, üreticinin veya ithalatçının bu kadar mı düşüncesiz-duyarsız olduğunu, Türkiye&#8217;nin ve vatandaşlarının bu kadar mı değersiz görüldüğünü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="kullanım kılavuzu" src="http://images.gittigidiyor.com/2246/Canon-400d-Turkce-kullanim-kullanma-kilavuzu__22465758_0.jpg" alt="" width="252" height="297" />Bir ürün satın aldınız ve özelliklerini öğrenmek için kullanım kılavuzuna göz atmak istediniz. Ancak ne göresiniz ! Kılavuzun bir çok dilde yazılmış olduğunu ancak içinde Türkçe çevirisinin bulunmadığını görüyorsunuz. Sinirleniyorsunuz ve ülkemizde satılan bir ürünün nasıl Türkçe kılavuzunun olamayacağını, üreticinin veya ithalatçının bu kadar mı düşüncesiz-duyarsız olduğunu, Türkiye&#8217;nin ve vatandaşlarının bu kadar mı değersiz görüldüğünü sorgulamak istiyorsunuz ama elinizden bir şey gelmiyor. Sanırım bu durumu düşen milyonlarca tüketici vardır.<span id="more-349"></span></p>
<p>Artık böyle bir rezaletin önüne geçebilmek için sizin de yapabileceğiniz şeyler var. Almış olduğunuz yerli ya da ithal malın Türkçe Kullanım Kılavuzu yoksa,Sanayi ve Ticaret Bakanlığı&#8217;na şikayet ediyorsunuz, satan şirkete ürün başına 156 YTL ceza veriliyor ve Türkçe kılavuzun da size ulaştırılması sağlanıyor.Sizler de şikayetinizi http://www.sanayi.gov.tr adresinden Tüketici Şikayetleri bölümüne bildirin, duyarsız şirketlere gereken cezaların verilmesini sağlayın.</p>
<p>Ülkemiz ve Türkçemiz bu saygıyı zaten hak ediyor. Bu elektronik postayı tüm tanıdıklarınıza iletin lütfen.</p>
<p>LÜTFEN GEREKEN HASSASİYETİ GÖSTERELİM..</p>
<p>9 MİLYONLUK YUNANİSTAN İÇİN YUNANCA KULLANMA KILAVUZU<br />
HAZIRLANIRKEN, 75 MİLYONLUK ÜLKEMİZ İSE AYNI DÜZEYDE<br />
ÖNEMSENMİYOR&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bugraokyay.com/turkce-kullanim-kilavuzu-olmayan-urunler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1071 Öncesi Türkler ve Anadolu</title>
		<link>http://www.bugraokyay.com/1071-oncesi-turkler-ve-anadolu/</link>
		<comments>http://www.bugraokyay.com/1071-oncesi-turkler-ve-anadolu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 09:07:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buğra Okyay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Turan]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<category><![CDATA[Anadoluya 1071de mi geldik]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler Anadoluya nasıl geldi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler anadoluya ne zaman geldi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler ne zamandır anadoluda]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler ve Anadolu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bugraokyay.com/?p=346</guid>
		<description><![CDATA[Türklerin Anadolu’ya gelişinin 1071’den çok önce olduğunu açıklayan Prof. Dr. Ekrem Memiş, “Bizim elde ettiğimiz bilgi ve belgelere göre Türklerin Anadolu’daki varlığı ile ilgili en eski yazılı kaynak M.Ö. 2250 yılına ait bir çivi yazısı tablet” dedi. Memiş, bu tabletin Akad Kralı tarafından yazıldığını ve Anadolu’ya yaptığı seferleri anlattığını söyledi.
Tablette adı geçen Türki Krallığı’nın bilinen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Türkler Ergenekon" src="http://www.turkcuturanci.com/ERGENEKON.jpg" alt="" width="246" height="314" />Türklerin Anadolu’ya gelişinin 1071’den çok önce olduğunu açıklayan Prof. Dr. Ekrem Memiş, “Bizim elde ettiğimiz bilgi ve belgelere göre Türklerin Anadolu’daki varlığı ile ilgili en eski yazılı kaynak M.Ö. 2250 yılına ait bir çivi yazısı tablet” dedi. Memiş, bu tabletin Akad Kralı tarafından yazıldığını ve Anadolu’ya yaptığı seferleri anlattığını söyledi.<br />
Tablette adı geçen Türki Krallığı’nın bilinen en eski Türk krallığı olduğunu açıklayan Prof. Dr. Ekrem Memiş, “Türk adının geçtiği en eski kaynak da bu tablet” dedi. Memiş, tabletteki bilgiler hakkında şunları aktardı:<span id="more-346"></span></p>
<p>4250 yıllık tablet ‘Türk’ adı yazan en eski kaynak<br />
“Bugün Türklerin yaşamadığı yer yok. Bundan binlerce yıl önce de böyleydi. Yazı Mezopotamya’da Sümerlerle ortaya çıkar. M. Ö. 3200’lerde&#8230; Aynı dönemde Mısır’da da hiyeroglif keşfedilmiş. Fakat Anadolu’ya yazı Mezopotamya’daki Asurlu tüccarlarla 1200 yıl sonra geliyor. Ama bundan önce dolaylı olarak 3. bin yıldan sonrası için Anadolu hakkında bilgi veren belgeler var. Bunların en eskisi Akadların bıraktığı belgeler. Akadlar dünya tarihindeki ilk imparatorluk. Akadlar dışarıya seferler düzenliyorlar. Anadolu’yla da ilgileniyorlar. Bu seferlerin anlatıldığı bir metin bu elimizdeki. Mısır, Babil, Hattuşaş&#8230; İlk kez Türklerden söz eden bir metin bu. Anadolu’nun siyasi, ekonomik, etnik, sosyal yapısıyla ilgili bilgi veriyor. Metnin 15. satırında Türki Krallığı adı geçiyor. Bu metin M. Ö. 2250 yılına ait. Tek belge bu da değil&#8230; Bu, Anadolu’ya 1071’de geldiler fikri, ithal bir fikirdir. Sovyetler birliği dağılınca ortaya çıkan milletlere Türki Cumhuriyetler deniyor. Metinlerdeki de bu anlamdadır. Bunları teyit eden binlerce metin var. ’Turukkular’diye geçiyor bir tanesinde. Bir metne dayanarak böyle bir iddiada bulunmamız mümkün değil. Anadolu’da Türkler var zaten. 1071 de gelenler Müslüman Türkler.” Akadlardan kalma çivi yazı tablet dışında daha pek çok kaynağın da olduğunu vurgulayan Ekrem Memiş, bu durumun bizim olduğu kadar Batılılar için de önemli olduğunun altını çizerken, bulunan arkeolojik kalıntıların da tablette yazılanları doğruladığını söylüyor:</p>
<p>Arkeolojik kalıntılar belgeleri destekliyor</p>
<p>“Bunlarda Akad Kralı 17 milleti mağlup ettiğini anlatıyor. Hurrileri yendiğini, aldığı ganimetleri anlatıyor. Gümüşten ve bakırdan yapılmış malzemelerden söz ediyor.” Hurriler’in Türklerle akrabalığı olduğunu ifade eden Memiş, Hurrilerin yaşadığı yerin bugünkü Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan Kuzey Irak’a kadar gittiğini belirtti. Ekrem Memiş, buralarda yapılan kazılarda Hurrilerin Anadolu’daki varlıklarının M.Ö. 6 binlere kadar gittiğini bu sürede de çanak çömlek yapıları, ölü gömme şekilleri ve mimarinin hiç değişmediğini söyledi.</p>
<p>Binlerce kilometre uzakta aynı sanat tarzı</p>
<p>Ceviz Kabuğu’nun diğer stüdyo konuğu Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. İlham Enveroğlu da o döneme ait arkeolojik bulgularla Orta Asya’da ve Azerbaycan’da bulunan çanak çömlekler, silahlar ve bunların işleniş biçimlerinin birbiri ile aynı olduğunu söyledi. Bunun o dönemden sonra medeniyetlerin hiç kopukluk olmadan arka arkaya sürdüğü anlamına geldiğini belirten Enveroğlu, şöyle devam etti: “Ünlü bir Alman tarihçisinin dediği gibi ‘ bir milletin fiziki yenilgiden sonra asla alınamayan tek kalesi sanatıdır.’ Yazıdan önce de insanlar iletişim kuruyorlardı. Sanat tarihçilerine göre bu resimle oluyordu. Kars Kağızman, Moğolistan’daki kaya çizimlerine bakalım. Bunların arasında 8-9 bin kilometre mesafe var ama sanki ikisi de aynı elden çıkmış gibi. Üslupları birebir. Anadolu’daki kaya çizimlerini takip ettiğimizde bu durum M.Ö. 10-12 binlere kadar gidiyor.”</p>
<p>Türklerin gerçek tarihi masaya yatırıldı</p>
<p>Ceviz Kabuğu’nun bu haftaki konukları olan Prof. Dr. Ekrem Memiş ile Yrd. Doç. Dr. İlham Enveroğlu ile programa telefonla katılan bilim adamları,usta gazeteci Hulki Cevizoğlu’na önemli açıklamalar yaptılar.</p>
<p>Anadolu’daki Türk izleri yazıtlarda bas bas bağırıyor<br />
Atatürk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Türkolog Doç. Dr. Cengiz Alyılmaz da telefon konuğu olduğu Ceviz Kabuğu’nda tarihteki Türk izlerini bir bir sıraladı. Somut belgelere dayanarak yapığı çalışmalarını anlatan Alyılmaz , “Türklere bir senaryo yazılmış ve ’siz göçebesiniz, barbarsınız’denmiş. Bunu kabullenince yapacak bir şeyiniz kalmıyor. Bir kan dökme barbarlık varsa başroldesiniz ama yerleşik, çanak çömlek bulunuyorsa figüransınız bölgede” dedi. Alyılmaz tarihteki Türk izlerini şöyle sıraladı: “Yazıtlarda bas bas bağırıyor atalarımız Anadolu’da Türk izleri olduğunu. Kaya üstü tasvirler bir dönemin yazısıydı. Göktürk yazısının temelini bu oluşturuyor. Bu tasvirler damgaları, damgalar alfabeyi getirdi. Ve Türkler bunları Avrupa’ya yaydılar.</p>
<p>Damgalar yazıtlarımızdaki damgalarla aynı</p>
<p>Anadoluda insanımızın yüzünde süs olarak kullanılan damgalar yazıtlarımızdakilerle birebir aynıdır. İskitlere, Göktürklere, Hunlara ait mumya ve iskeletlerin üzerlerindeki damgalar bizim yazıtlarımızdaki damgalarla aynıdır. Mimari eserler, çanak-çömlek, giyiniş, inanış tarzları aynı. Göçebeysek biz bunca mimari eseri nasıl meydana getirdik. Yerleşik hayata geçtikten sonra bu damgalar halıya kilime işlemişiz. Çin kaynaklarında Türklerin ağaç, taş ve maden işçiliği olarak üç mesleği olduğu söyleniyor&#8230; Altay ve Tanrı dağlarından eriyen kar sularını karız kanalları ile getiriyorlar ve bağ bahçe sulayıp tarım yapıyorlar. Atık su kanalları, apışlar yapıyorlar&#8230; Cam kullanılıyor ki aşınması çok zordur camın&#8230; Çayı biliyorlar o zamanda ve çay kaşığının bir tarafını kaşık bir tarafını süzgeç olarak tasarlıyorlar&#8230; Mezarlar yapılıyor&#8230; Gerçek mezar tepelere kimselerin ulaşamayacağı yerlerde yapılıyordu. Sahte mezarlar bu mezarlara ulaşmak isteyenlere tuzaktı. Anıt mezar da devlet büyüklerine sahip çıktığının göstergesi olarak yapılıyordu.” Alyılmaz, bu açıklamalarının ardından Türkiye’de yaptıkları çalışmalara ilgi gösterilmediğinden yakındı ve şunları söyledi:</p>
<p>Batılılar ekibimize girmeye çalışıyorlar</p>
<p>“Batılı bilim adamları bizim ortaya koyduğumuz bilgilerle Türklerle ilgili kanaatlerini değiştirdiler. Onlar bizim ekiplerimize girmeye çalışıyorlar şimdi ama önceden biz onlardan bir kelime öğrenebilmek için uğraşıyorduk. Onların fark ettiği bu durum ülkemizde de fark edilsin istiyoruz.”</p>
<p>‘Medeniyetler Savaşı’nın ilki Troya</p>
<p>Prof. Dr. Ekrem Memiş M. Ö. 1240-1230 yılları arasında yaşanan Troya Savaşları’nın Doğu ve Batı arasındaki tarihteki ilk medeniyetler çatışması olduğunu söyledi. Memiş, “Troyalılar bugünkü Çanakkale civarında yaşamış bir Anadolu kavmi. Akalarla yaptıkları Troya savaşları Doğu ile batıyı karşı karşıya getiren bizim Çanakkale savaşından önce ilk savaştır. Troyalılar Anadolu’yu, Akalar batıyı temsil ediyor. Sonuçta Troya hile ile bilinen ‘tahta at’ ile düşer.” Bu savaşta Troya’dan kaçarak İtalya’ya giden Troyalıların Roma’ya yerleştiğini belirten Ekrem Memiş, onların burada bir öntürk (Etrüsk) kültürünü oluşturduğunu belirterek, “Roma aslında yeni Troyadır. Etrüskler Anadolu’ya göç eden Troyalılarla İskitlerin birleşmesiyle oluşmuş. İtalyanlar da buna karşı çıkmışlardı ama sonra bilimsel olarak ispatlanınca onlar da kabul ettiler ve bilimsel ortamlarda açıkça söylüyorlar” dedi. Hulki Cevizoğlu da, binlerce yıl öncesinden gelen bu “Truva atı” hilesinin bugünlerde de Türkiye’ye karşı uygulanmaya çalışıldığını ve AB’nin, ABD’nin truva atı taktiğini uyguladığını, en son olarak Türkiye ile Azerbaycan arasına yeni bir truva atı hilesi sokulmaya çalışıldığını vurguladı.</p>
<p>Göçler kuraklık nedeniyle olamaz</p>
<p>Prof. Dr. Ekrem Memiş, Orta Asya’dan Anadolu’ya göçlerin kuraklık nedeniyle yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını savundu. Kuraklığın göçün temel nedeni olamayacağını düşünen Memiş, bu düşüncesinin sebebini ve kendine göre göçün nedenini şöyle açıkladı: “Bir iç denizin kuruması nedeniyle göç edilmiş olamaz. Kuraklık nedeniyle olması da söz konusu değil. Çünkü o su zaten ne içme ne de sulama suyu olarak kullanılabilirdi. Bunun nedeni bence Türkler hayvancılıkla uğraşıyordu. Bunların zamanla o coğrafyaya sığmamış olabileceğini düşünüyorum ben. Kuraklıkla ilgili ifadeler zaten birer kurgu. Eğer bu kadar büyük bir kuraklık olsaydı oradaki bütün Türkler göç ederdi. Oysa, göç etmeyip orada yaşamaya devam eden Türkler vardır. Göçün gerçek nedeni belli değil. Bunu anlatan belgeler yok. Benim tahminim de bu yönde.” Türkolog Doç. Dr. Cengiz Alyılmaz da kuraklığın göç nedeni olamayacağını, yazılı kaynaklarda o bölgede böyle bir durumun olmadığını söyledi.</p>
<p>Bütün eserlerin lazer kayıtlarını tutuyoruz</p>
<p>Ceviz Kabuğu’na telefonla katılan Atatürk Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Osman Mert, daha önce buldukları bazı belgelerin sonradan ortadan kaybolduğuna dikkat çekti. Mert, yaptıkları çalışmaların kalıcılığını sağlamak amacıyla teknolojiden yararlanarak, Türk kültür ve medeniyetine ait bütün eserlerin GPS kayıtlarını ve uydu vasıtasıyla üç boyutlu çözümlerini ve lazer kayıtlarını tuttuklarını kaydetti. Türklerin göçebe olduğu iddialarına da yanıt veren Osman Mert, bu iddiayı yine kaynaklara dayanarak çürüttü: “Kaya tasvirlerinin büyük çoğunluğu kutsal mekanlarda ve yüksek dağ tepelerindedir. Günlük iletişimle alakası yoktur. Bunun için de yerleşik olmak gerekir. Evet, göç var ama bu iki taraflı bir göç. Anlatılan yönün tersine de bir göç var.”<br />
(YENİÇAĞ GAZETESİ, 13.04.2009)</p>
<p>DÜNYAYA                                                                                                                                                                          YAYILIŞI</p>
<p>Türkler M.Ö. 2000 yılından daha eski çağlarda, Orta Asya’da Sayan-Altay dağlarının kuzeybatı bölgesinde, Ye-nisey ırmağı boylarında yaşıyorlardı. M.Ö. 1500′lerde oturdukları geniş bölge Sayan dağlarından Altaylar’a ve Tanrı dağlarına kadar iniyor, batıda Urallar’a kadar uzanıyor, güneyde Balkaş gölünü, güneybatıda Aral gölünü, Hazar denizini ve kuzeydoğu bozkırlarını içine alıyordu.</p>
<p>M.Ö. 1100 yıllarından itibaren Türkler ilk yurtlarını boşaltarak Altaylar’a inmiş, Türkistan’a (Doğu ve Batı Türkistan) yerleşmişlerdi. M.Ö. yedinci yüzyılda, Ordos, Volga ve Kuzeybatı Asya olmak üzere üç yöne göç yapılmıştı: Yakut Türkleri Kuzeydoğu Sibirya’ya göç etmişti. Onlarla bir süre yaşayan Çuvaşlar ise batıya yönelerek Ural dağlarının güneyine indiler.</p>
<p>M.Ö. 4. ve 3. yüzyıllarda Türkler hem batıda, hem doğuda yoğun olarak göründüler. İrtiş nehrinin batısında ve Hazar çevresinde yaşayanlara Batı Türkleri; doğuda, iç Asya’nın çeşitli yerlerinde ve kuzeybatı Çin’de yaşayanlara ve buralara hâkim olanlara Doğu Türkleri denildi.</p>
<p>• Yayılma sebepleri</p>
<p>Türkler yaradılış olarak taşkın ruhlu, çok hareketlidirler. Fakat göçlerin asıl sebebi bu özellikleri değildir. Türk göçlerinin ilk sebebi ekonomiktir. Nüfusun artması, anayurt topraklarının büyük hayvan sürülerini otlatmaya yetmez hâle gelmesi ve kuraklıkların hüküm sürmesi asıl sebeptir. Bu yüzden, hem nüfusları az, hem de toprakları çok verimli olan komşu ülkelere doğru ilerlediler. Başlangıçta ele geçirdikleri yeni topraklar hemen hemen ıssızdı ve bunlara sahip görünenler de o verimli yerleri öylece bırakmışlardı.</p>
<p>Bazen Türkler de yabancıların baskısına uğruyor ve özellikle bozkır hayatı yaşayan boylar yurtlarını terketmek zorunda kalıyorlardı. Çünkü, yabancı bir devletin idaresinde olmak, bağımlı yaşamak onların katlanabileceği bir durum değildi ve hür ve bağımsız kalmak Türklerin asıl özelliği idi.</p>
<p>İlk büyük Türk İmparatorluğu’nu kuran Hunların, Orhun-Selenga ırmakları ile bu ırmakların batısındaki Ötüken ve daha aşağıda kalan Ordos çevresinde oturduklarını biliyoruz. Bu bölge, bugünkü Moğolistan’ı ve Kuzey Çin’i içine alır.</p>
<p>Milâttan önceki yüzyıllarda başlayan Hım yayılması, milâttan sonra da devam etti. Türkler, çağ çağ çeşitli adlar verdikleri devletlerinin egemenlik sınırını doğuda Büyük Okyanus’a, batıda Avrupa içlerine, kuzeyde Sibirya buzullarına, güneyde Hindistan içlerine ulaştırdılar. Bu yayılmanın ve göçlerin safhaları ana hatlarıyla şöyledir:</p>
<p>•M.S. 2. yüzyılda Hunlar Orhun bölgesinden Güney Kazakistan bozkırlarına ve Türkistan’a,</p>
<p>•M.S. 350 yıllarında Ak-Hunlar Afganistan ve Kuzey Hindistan’a,</p>
<p>•374′ten sonraki yıllarda Avrupa’ya,</p>
<p>•461-465 yıllarında Oğuzlar, Güneybatı Sibirya’dan Güney Rusya’ya ve aynı dönemde Sabar’lar Aral’ın kuzeyinden Kafkaslar’a,</p>
<p>•6. yüzyılın ortasında Avarlar, Orta Asya’dan Orta Avrupa’ya,</p>
<p>•669 yılından itibaren Bolgarlar, Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlar’a ve Volga nehri kıyılarına,</p>
<p>•830′dan itibaren Macarlar ve bazı Türk boyları Kafkaslar’ın kuzeyinden Orta Avrupa’ya,</p>
<p>•840′tan sonra Uygurlar Orhun bölgesinden İç Asya’ya,</p>
<p>•10. ve 11. yüzyıllar arasında Peçenek, Kuman (Kıpçak) ve Oğuzlar’ın bir kolu olan Uz’lar, Doğu Avrupa’ya ve Balkanlar’a,</p>
<p>•10. yüzyılda Oğuzlar Orhun bölgesinden Seyhun nehri kıyılarına ve 11. yüzyılda Ma-veraünnehir üzerinden İran’a ve Anadolu’ya göç ettiler. Bilindiği gibi Maveraünnehir Ceyhun ve Seyhun (Amuderya ve Sırderya) havzalarını içine alır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bugraokyay.com/1071-oncesi-turkler-ve-anadolu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TTnet Web Tv Deneme Yayınında</title>
		<link>http://www.bugraokyay.com/ttnet-web-tv-deneme-yayininda/</link>
		<comments>http://www.bugraokyay.com/ttnet-web-tv-deneme-yayininda/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 13:41:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buğra Okyay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ücretsiz Yazılımlar]]></category>
		<category><![CDATA[donmadan tv izle]]></category>
		<category><![CDATA[internetten tv]]></category>
		<category><![CDATA[ttnet internet televizyonu]]></category>
		<category><![CDATA[ttnet web tv]]></category>
		<category><![CDATA[ttnet webtv]]></category>
		<category><![CDATA[web tv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bugraokyay.com/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[
TTnet&#8217;in yeni servisi olan TTnet Web TV test yayınlarına başladı.  İçerisinde şimdilik 43 kanalın yer aldığı yayınları sadece Türk telekom  çalışanları ve sınırsız internet kullanıcıları izleyebiliyor. Yakında  halka açılacak olan yayınları kaliteli bir şekilde izleyebilirsiniz.
Web tv uygulamasını internet sitesinden izleyebilceğiniz gibi  bilgisayarınza indireceğiniz yazılımlada seyredebilirsiniz. İçerisinde  National Geopraphic Türkçe , [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" title="ttnet web tv" src="http://i47.tinypic.com/5z1a1y.jpg" alt="" width="432" height="214" /><br />
TTnet&#8217;in yeni servisi olan TTnet Web TV test yayınlarına başladı.  İçerisinde şimdilik 43 kanalın yer aldığı yayınları sadece Türk telekom  çalışanları ve sınırsız internet kullanıcıları izleyebiliyor. Yakında  halka açılacak olan yayınları kaliteli bir şekilde izleyebilirsiniz.<span id="more-339"></span></p>
<p>Web tv uygulamasını internet sitesinden izleyebilceğiniz gibi  bilgisayarınza indireceğiniz yazılımlada seyredebilirsiniz. İçerisinde  National Geopraphic Türkçe , Shorts tv, ATV, SHOW TV gibi kanallın yer  aldığı Web tv uygulamasında kanalları türlerine görede ayırabiliyorsunz.  Tüm kanalların yayın akışlarına güncel şekilde ulabilirsiniz. SD  kalitede yayın yapan web tvde kanallarda takılma olmadan  izleyebiliyorsuz. Ayrıca TTnet Web TV uygulamasını izleyebilmeniz için  bilgisayarınızda microsoft silverlight yazılımı kurulu olması  gerekmektedir.</p>
<p><img class="alignnone" title="ttnet web tv" src="http://img710.imageshack.us/img710/744/20091213122042.png" alt="" width="433" height="239" /></p>
<p><img class="alignnone" title="ttnet web tv" src="http://img190.imageshack.us/img190/9813/20091213121633.png" alt="" width="420" height="233" /></p>
<p><strong>Denemek isteyenler için kullanıcı adı  ve şifre alta ekliyorum ;</strong></p>
<p><a href="http://webtv.ttnet.com.tr/home" target="_blank">http://webtv.ttnet.com.tr/home</a></p>
<p><strong><br />
Kullanıcı adı:</strong> webtv-1<br />
<strong>şifre :</strong> www-tv</p>
<p>Bu arada ufak bir programı bilgisayarınıza kurmanız gerekiyor ,kurulum  sırasında microsoft silverlight  uygulamasını otomatik bilgisayarınıza  yükleyebiliyorsunuz , programı kurmak için direk linki alta ekliyorum 6  mb boyutunda ufak bir program , internet hızım 8 mbit sınırsız ve  mükemmel gösteriyor , takılma yok , 2 mb hızı olan arkadaşımda sorunsuz  izliyor ,kesin deneyin.</p>
<p><strong>Programı direk indirmek için link:</strong></p>
<p><a href="http://95.0.28.115/Player/SetupTV.exe" target="_blank">http://95.0.28.115/Player/SetupTV.exe</a></p>
<p>Şimdilik programla çalışıyor site üzerinden hata verebiliyor. 1 Mbit hızla denedim en ufak bir donma yok.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bugraokyay.com/ttnet-web-tv-deneme-yayininda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Davarbaşı apoyu kimler ipten kurtardı?</title>
		<link>http://www.bugraokyay.com/davarbasi-apoyu-kimler-ipten-kurtardi/</link>
		<comments>http://www.bugraokyay.com/davarbasi-apoyu-kimler-ipten-kurtardi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 20:01:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buğra Okyay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiyem]]></category>
		<category><![CDATA[aponun idamı]]></category>
		<category><![CDATA[apoyu idamdan kim kurtardı]]></category>
		<category><![CDATA[başyakan]]></category>
		<category><![CDATA[idam]]></category>
		<category><![CDATA[recep tayyip ersoğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bugraokyay.com/?p=335</guid>
		<description><![CDATA[Başyakan Recep Tayyip Ersoğan ile MHP Lideri Devlet Bahçeli arasındaki idam tartışmasına dönemin siyasileri son noktayı koydu. Eski başkanlardan merhum Bülent Ecevit’in yazarımız Behiç Kılıç’a 19 Nisan 2005’te yaptığı tarihi açıklama teröristbaşının idam konusuna açıklık getirdi. Ecevit’in, “Bahçeli idam istedi, biz astırmadık” sözleri tüm gerçekleri ortaya çıkardı. Ecevit’in 2 yıl önce söylediği, “Bahçeli idam istedi” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="meclis" src="http://www.mersinyenice.bel.tr/resim/meclis2dddd.jpg" alt="" width="206" height="154" />Başyakan Recep Tayyip Ersoğan ile MHP Lideri Devlet Bahçeli arasındaki idam tartışmasına dönemin siyasileri son noktayı koydu. Eski başkanlardan merhum Bülent Ecevit’in yazarımız Behiç Kılıç’a 19 Nisan 2005’te yaptığı tarihi açıklama teröristbaşının idam konusuna açıklık getirdi. Ecevit’in, “Bahçeli idam istedi, biz astırmadık” sözleri tüm gerçekleri ortaya çıkardı. Ecevit’in 2 yıl önce söylediği, “Bahçeli idam istedi” sözleri Erdoğan’ın Bahçeli’ye, “Apo’yu sen niye asmadın” sözlerine de yanıt oldu.<span id="more-335"></span></p>
<p>DSP’li Türker, “MHP idamı istedi” derken, ANAP’lı Aslan da, “MHP başından beri karşıydı” diyerek o günleri anlattı. O döneme tanıklık eden siyasilerin Tercüman’a yaptıkları değerlendirmeler şöyle:</p>
<p>MHP şartlı destek verdi</p>
<p>MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Öcalan’ın idamını istediğinin altını çizen DSP Genel Sekreteri Masum Türker, o dönemde yaşananları şöyle anlattı: MHP idamın kaldırılmasına karşıydı ama AB projesi için kabul etti. DSP idama karşı olan bir partidir. Anayasa’da da AB’ye uyum ile ilgili düzenleme yapılması gerekiyordu. Bu düzenleme yapılmasaydı AB ile ilgili ilerleme sağlanmayacaktı. Bu nedenle bu aşamada yapılması gereken değişiklikle o tarihte MHP kısmen bu idam cezasının kaldırılmasına katkı vermişti. MHP, temelde idamın kaldırılmasına karşıydı ancak AB projesi açısından kabul etti.</p>
<p>Bahçeli’ye haksızlık ediyor</p>
<p>MHP, Türkiye’nin tüm kesimleri için önemli olan AB projesine gerekli katkıyı vermek için özveride bulundu. Başbakan Erdoğan’a sormak lazım; ‘AB projesine karşıysan’ idam meselesini gündeme getirmekte haklısın, bu konuda tekrar idamı getirebilirdi. AKP, terör konusunu tartışma yapmaktan uzaklaştırmak için idamı ya da Cumhurbaşkanlığı konusunu gündeme getiriyor. Kanaatime göre Bahçeli’ye haksızlık ediyor.</p>
<p>Apo’yu AK Parti kurtardı</p>
<p>Dönemin ANAP Grup Başkanvekili Beyhan Aslan da, MHP’nin başından beri idamın kaldırılmasına karşı çıktığını belirterek şöyle dedi: “Savaş ve terör suçları hariç idam cezası kaldırılmıştı. O zaman Apo’yu içermiyordu. Bu hükümet döneminde imzalanan 6 nolu protokolle tümüyle kalktı ve Apo’yu kapsadı. Aslında Apo yakalandığında bize teslim edenler Apo’nun idam edilmeyeceği sözünü alarak teslim ettiler. O gün asılmaması konusunda teminat verildi. Adalet Bakanlığından Meclis’e Apo’nun dosyası hiç gelmedi. Gelse Apo’nun idamına hayır diyecek babayiğit yoktu. MHP başından beri karşıydı. Biz Apo’yu kapsamayan bir şekilde kaldırdık.”</p>
<p>Özellikle AKPlilerin dillerinden düşürmedikleri MHP apoyu kurtardı sözleri üzerine yeni bir araştırma yaptık ve aslında apoyu idamdan kurtaran yasaya AKPlilerin evet oyu verdiğini gördük.</p>
<p>Apoyu kurtaran yasadan 3 ay sonrada Türkiye genel seçime gitmişti.İşte Apoyu kurtaranlarla asmak için uğraşanların tam listesi.Bakalım yalancılar buna ne bahane bulacak.</p>
<p>AKPnin de TBMMde 53 milletvekili ile yer aldığı, o zaman milletvekili olmayan Erdoğanın genel başkanları sıfatıyla misafir locasından izlediği AKP Grubu &#8220;EVET&#8221; oyu kullandı. Böylece 1 Ağustos 2002deki olağanüstü toplantılarda idam cezası, yasalarımızdan çıkarıldı.</p>
<p>SADECE MHP grubu 117 milletvekili ile buna &#8220;RET&#8221; oyu verdi. Ancak diğer partiler ittifak yapıp idam cezasını kaldırarak Öcalanı da kurtardılar. MHP lideri Bahçelinin, &#8220;Gökkuşağı Koalisyonu&#8221; adını verdiği DSP, ANAP, DYP, SP, AKP ve YTPli milletvekilleri, ittifak halinde idam cezasını kaldırdılar. O gün Apo asılmasın diyen AKP milletvekilleri dışında yine o gün Apo asılmasın diyen ama AKPde olmayan birçok milletvekili de şu an AKPnin milletvekili olarak TBMMde bulunmaktadır.</p>
<p>Öcalanı kurtaranlar</p>
<p>Kanlı terör örgütü PKKnın elebaşısı Abdullah Öcalanın idamıyla ilgili olarak TBMMye gelen dosyaya hangi milletvekilleri &#8220;ret&#8221; oyu vererek karşı çıktı, hangileri &#8220;kabul&#8221; oyu vererek Öcalanı idamdan kurtardı. Bunları, Meclis tutanaklarından alınan belgelerle yayınlıyoruz</p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisinde MHP dışındaki tüm siyasi parti milletvekillerinden çoğu Bebek katili Öcalanı asılmaktan kurtaran yasaya kabul oyu verdiler. Demokratik bir Mecliste yapılan oylama sonucunda da ret oylarının yetersiz kalması idam yasasının kaldırılmasına neden oldu. Başbakan Tayyip Erdoğanın, MHPye &#8220;Apoyu asamadınız&#8221; suçlamalarına verilecek en güzel yanıt Meclis tutanaklarından alınan bu belgelerdir. O dönemde milletvekili olmayan Recep Tayyip Erdoğan, Meclis locasından AKPli 53 milletvekiline talimat verip, kabul oyu kullandırarak Öcalanı asılmaktan kurtarmaya fiili olarak önayak oldu. Işte tarihi oylamada kullanılan oylar ve renkleri:</p>
<p>İdamın kaldırılması için &#8220;kabul&#8221; oyu kullanan DSP milletvekilleri</p>
<p>Tayyibe Gülek</p>
<p>Melda Bayer</p>
<p>M.Zeki Sezer</p>
<p>Uluç Gürkan</p>
<p>Ayşe Gürocak</p>
<p>Aydın Tümen</p>
<p>Hikmet Uluğbay</p>
<p>Mustafa Ural</p>
<p>Ertuğrul Kumcuoğlu</p>
<p>Sebahat Vardar</p>
<p>Hasan Macit</p>
<p>Ali Rahmi Beyreli</p>
<p>Hayati Korkmaz</p>
<p>Orhan Ocak</p>
<p>Sadık Kırbaş</p>
<p>Hasan Erçelebi</p>
<p>Mehmet Kocabatmaz</p>
<p>Ali Ahmet</p>
<p>Ertürk Şadan Şimşek</p>
<p>Necati Albay</p>
<p>Hasan Akgün</p>
<p>Fadlı Ağaoğlu</p>
<p>Ziya Aktaş</p>
<p>Nami Çağan</p>
<p>Yücel Erdener</p>
<p>Ahmet Güzel</p>
<p>Osman Kılıç</p>
<p>Necdet Saruhan</p>
<p>Sulhiye Serbest</p>
<p>Masum Türker</p>
<p>Erdoğan Toprak</p>
<p>Güler Aslan</p>
<p>Saffet Başaran</p>
<p>Mehmet Çümen</p>
<p>Şükrü Sina Gürel</p>
<p>Hasan Metin</p>
<p>Atilla Mutman</p>
<p>Rahmi Sezgin</p>
<p>Necdet Tekin</p>
<p>Fikret Tecer</p>
<p>Ahmet Arkan</p>
<p>M.Emrehan Halıcı</p>
<p>Emin Kara</p>
<p>Ismail Bozdağ</p>
<p>Nazif Topaloğlu</p>
<p>Ş.Ramis Savaş</p>
<p>M.Cengiz Güleç</p>
<p>Fevzi Aytekin</p>
<p>B.Fırat Dayanıklı</p>
<p>Hikmet Sami Türk</p>
<p>Ömer Üstünkol</p>
<p>Fikret Ünlü</p>
<p>Hasan Suna</p>
<p>Erol Karan</p>
<p>Idamın kaldırılması için &#8220;kabul&#8221; oyu kullanan DYP milletvekilleri</p>
<p>Tansu Çiller</p>
<p>Sevgi Esen</p>
<p>M. Halit Dağlı</p>
<p>M.Nedim Bilgiç</p>
<p>Mahmut Bozkurt</p>
<p>Ismet Attila</p>
<p>Musa Konyar</p>
<p>Ahmet Iyimaya</p>
<p>Yıldırım Akbulut</p>
<p>S.Arıkan Bedük</p>
<p>Mehmet Baysarı</p>
<p>Salih Çelen</p>
<p>Hasan Ekinci</p>
<p>Ali Rıza Gönül</p>
<p>A. Oktay Güner</p>
<p>Ilyas Yılmazyıldız</p>
<p>Necati Yöndar</p>
<p>Yahya Çevik</p>
<p>Necmi Hoşver</p>
<p>Mustafa Örs</p>
<p>Teoman Özalp</p>
<p>Oğuz Tezmen</p>
<p>Nevfel Şahin</p>
<p>A. Mehmet Çay</p>
<p>M.Kemal Aykurt</p>
<p>Mehmet Gözlükaya</p>
<p>Nurettin Atik</p>
<p>M. Salim Ensarioğlu</p>
<p>Salih Sümer</p>
<p>Ayvaz Gökdemir</p>
<p>Mehmet Sadri Yıldırım</p>
<p>Burhan Kara</p>
<p>Rasim Zaimoğlu</p>
<p>Hakkı Töre</p>
<p>Mehmet Dönen</p>
<p>Ramazan Gül</p>
<p>Turhan Güven</p>
<p>Hayri Kozakçıoğlu</p>
<p>Nurhan Tekinel</p>
<p>Hasan Ufuk Söylemez</p>
<p>Süha Tanık</p>
<p>Yıldırım Ulupınar</p>
<p>Mehmet Gölhan</p>
<p>M.Ali Yavuz</p>
<p>Ismail Karakuyu</p>
<p>Rıza Akçalı</p>
<p>Metin Kocabaş</p>
<p>Mehmet Sağlam</p>
<p>Metin Musaoğlu</p>
<p>Veysi Şahin</p>
<p>Ibrahim Yazıcı</p>
<p>Mümtaz Yavuz</p>
<p>Nevzat Arcan</p>
<p>Kemal Kabataş</p>
<p>Erdoğan Sezgin</p>
<p>Takiddin Yarayan</p>
<p>Kadir Bozkurt</p>
<p>Nihan Ilgün</p>
<p>Enis Sülün</p>
<p>Ali Şevki Erek</p>
<p>Eyüp Aşık</p>
<p>Ali Naci Tuncer</p>
<p>Necmettin Cevheri</p>
<p>Hacı Filiz</p>
<p>Faris Özdemir</p>
<p>Saffet Kaya</p>
<p>Mustafa Eren</p>
<p>Idamın kaldırılması için &#8220;kabul&#8221; oyu kullanan Yeni Türkiye Partisi (YTP) milletvekilleri</p>
<p>İsmail Cem</p>
<p>İbrahim Y. Bildik</p>
<p>Ali Tekin</p>
<p>İsmet Vursavuş</p>
<p>Gaffar Yakın</p>
<p>Gönül Saray Alphan</p>
<p>Oğuz Aygün</p>
<p>Esvet Özdoğu</p>
<p>Ahmet S. Sayın</p>
<p>Metin Şahin</p>
<p>Halit Dikmen</p>
<p>Tamer Kanber</p>
<p>M. Güven Karahan</p>
<p>Mustafa Karslıoğlu</p>
<p>Abdulsamet Turgut</p>
<p>Mahmut Erdir</p>
<p>Ali Ilıksoy</p>
<p>Evliya Parlak</p>
<p>Ali Günay</p>
<p>Edip Özgenç</p>
<p>Akif Serin</p>
<p>İstemihan Talay</p>
<p>Erol Al</p>
<p>Perihan Yılmaz Doğan</p>
<p>Bülent Ersin Gök</p>
<p>H.Hüsamettin Özhan</p>
<p>Bahri Sipahi</p>
<p>Cahit Savaş</p>
<p>Yazıcı Burhan Bıçakçıoğlu</p>
<p>Salih Dayıoğlu</p>
<p>Hakan Tartan</p>
<p>Kemal Vatan</p>
<p>Çetin Bilgir</p>
<p>M.Hadi Dilekçi</p>
<p>Nural Karagöz</p>
<p>Halil Çalık</p>
<p>M.Turhan İmamoğlu</p>
<p>Hasan Gülay</p>
<p>M.Cihan Yazar</p>
<p>M. Kemal Tuğmaner</p>
<p>Tunay Dikmen</p>
<p>Zeki Eker</p>
<p>Eyüp Doğanlar</p>
<p>Tarık Cengiz</p>
<p>Şenel Kapıcı</p>
<p>Metin Bostancıoğlu</p>
<p>Ahmet Zamantılı</p>
<p>Hasan Özgöbek</p>
<p>Mehmet Y. Ünal</p>
<p>Hasan Gemici</p>
<p>C. Tufan Yazıcıoğlu</p>
<p>Faruk Demir</p>
<p>Idamın kaldırılması için &#8220;kabul&#8221; oyu kullanan Saadet Partisi milletvekilleri</p>
<p>Rıza Ulucak</p>
<p>Latif Öztek</p>
<p>A. Cemil Tunç</p>
<p>Fahrettin Kukaracı</p>
<p>Sacit Günbay</p>
<p>Ahmet Sünnetçioğlu</p>
<p>Hüseyin Karagöz</p>
<p>Ali Oğuz</p>
<p>Osman Yumakoğulları</p>
<p>Bahri Zengin</p>
<p>A. Sever Aydın</p>
<p>Fethullah Erbaş</p>
<p>Oğuzhan Asiltürk</p>
<p>Yaşar Canbay</p>
<p>M. Niyazi Yanmaz</p>
<p>Musa Demirci</p>
<p>Temel Karamollaoğlu</p>
<p>Mehmet Bekaroğlu</p>
<p>Mustafa Kamalak</p>
<p>Hüsamettin Korkutata</p>
<p>İdamın kaldırılması için &#8220;kabul&#8221; oyu kullanan AKP milletvekilleri</p>
<p>Dengir Mir Fırat</p>
<p>Sait Açba</p>
<p>Mahmut Göksu</p>
<p>Mehmet Özyol</p>
<p>Akif Gülle</p>
<p>Ismail Özgün</p>
<p>Mahfuz Güler</p>
<p>Zeki Ergezen</p>
<p>Ismail Alptekin</p>
<p>Faruk Çelik</p>
<p>Mehmet Altan</p>
<p>Ertuğrul Yalçınbayır</p>
<p>Osman Aslan</p>
<p>Nurettin Aktaş</p>
<p>Tevhit Karakaya</p>
<p>Ali Er</p>
<p>Abdülkadir Aksu</p>
<p>Mustafa Baş</p>
<p>Ali Coşkun</p>
<p>Hüseyin Kansu</p>
<p>Mehmet Ali Şahin</p>
<p>Nevzat Yalçıntaş</p>
<p>Abdullah Gül-(Bir zamanların geçici Başbakanı idi),</p>
<p>Salih Kapusuz</p>
<p>Mehmet Vecdi Gönül</p>
<p>Osman Pepe</p>
<p>Remzi Çetin</p>
<p>Özkan Öksüz</p>
<p>Avni Doğan</p>
<p>Ali Sezal</p>
<p>Sabahattin Yıldız</p>
<p>Eyüp Fatsa</p>
<p>Musa Uzunkaya</p>
<p>Ahmet Nurettin Aydın</p>
<p>Abdüllatif Şener</p>
<p>M.Ergün Dağcıoğlu</p>
<p>Yahya Akman</p>
<p>Zülfikar Izol</p>
<p>Maliki Ejder Arvas</p>
<p>Hüseyin Çelik</p>
<p>Ilyas Arslan</p>
<p>Mehmet Çiçek</p>
<p>Ramazan Toprak</p>
<p>Kemal Albayrak</p>
<p>Abdullah Veli Seyda</p>
<p>Şükrü Ünal</p>
<p>Idamın kaldırılması için &#8220;kabul&#8221; oyu kullanan Bağımsızlar</p>
<p>Cemil Çiçek</p>
<p>Numan Gültekin</p>
<p>Mehmet Ağar</p>
<p>Mail Büyükerman</p>
<p>Mustafa Yılmaz</p>
<p>Rıdvan Budak</p>
<p>Zafer Güler</p>
<p>Mustafa Düz</p>
<p>M.Ali Irtemçelik</p>
<p>Ihsan Çabuk</p>
<p>H.Fehmi Konyalı</p>
<p>Idamın kaldırılması için &#8220;kabul&#8221; oyu kullanan ANAP milletvekilleri</p>
<p>Mesut Yılmaz</p>
<p>Mehmet Ali Bilici</p>
<p>Musa Öztürk</p>
<p>Halil Ibrahim Özsoy</p>
<p>Yaşar Eryılmaz</p>
<p>Celal Esin</p>
<p>Nejat Arseven</p>
<p>Birkan Erdal</p>
<p>Yücel Seçkiner</p>
<p>Cengiz Aydoğan</p>
<p>Cengiz Altınkaya</p>
<p>Yüksel Yalova</p>
<p>Edip Safder Gaydalı</p>
<p>Kenan Sönmez</p>
<p>Beyhan Aslan</p>
<p>Nurettin Dilek</p>
<p>Abdülbaki Erdoğmuş</p>
<p>Seyit Haşim</p>
<p>Hamimi Sebğatullah Seydaoğlu</p>
<p>Evren Bulut</p>
<p>I. Yaşar Dedelek</p>
<p>Mustafa Taşar</p>
<p>Mecit Pürüzbeyoğlu</p>
<p>Hakkı Oğuz</p>
<p>Aykut Levent Mıstıkoğlu</p>
<p>Erkan Mumcu</p>
<p>R. Kazım Yücelen</p>
<p>Bülent Akarcalı</p>
<p>Ahat Andican</p>
<p>Aydın Ayaydın</p>
<p>Şamil Ayrım</p>
<p>Mehmet F. Fırat</p>
<p>Ediz Hun</p>
<p>Yılmaz Karakoyunlu</p>
<p>Cavit Kavak</p>
<p>Emre Kocaoğlu</p>
<p>Nesrin Nas</p>
<p>Sühan Özkan</p>
<p>Şadan Tuzcu</p>
<p>Işın Çelebi</p>
<p>Sümer Oral</p>
<p>Işılay Saygın</p>
<p>Rıfat Serdaroğlu</p>
<p>Ilhan Aküzüm</p>
<p>Murat Başesgioğlu</p>
<p>Cemal Özbilen</p>
<p>Sefer Ekşi</p>
<p>Mehmet Keçeciler</p>
<p>Miraç Akdoğan</p>
<p>Ahmet Tevfik Özal</p>
<p>Ekrem Pakdemirli</p>
<p>Ali Doğan</p>
<p>Süleyman Çelebi</p>
<p>Ömer Ertaş</p>
<p>Hasan Özyer</p>
<p>Erkan Kemaloğlu</p>
<p>Şükrü Yürür</p>
<p>Sefer Koçak</p>
<p>Ahmet Kabil</p>
<p>Mesut Ahmet Yılmaz</p>
<p>Ersin Taranoğlu</p>
<p>Mehmet Çakar</p>
<p>Yaşar Topçu</p>
<p>Ali Kemal Başaran</p>
<p>Eyüp Cenap Gülpınar</p>
<p>Kamran Inan</p>
<p>Lütfullah Kayalar</p>
<p>Ataullah Hamidi</p>
<p>Burhan Isen</p>
<p>M. Salih Yıldırım</p>
<p>Zeki Çakan</p>
<p>Ali Güner</p>
<p>Yaşar Okuyan</p>
<p>İdamın kaldırılmasına &#8220;ret&#8221; oyu kullanan tek parti olan MHP milletvekilleri</p>
<p>Devlet Bahçeli</p>
<p>M. Metanet Çulhaoğlu</p>
<p>Ali Halaman</p>
<p>A. Fatin Özdemir</p>
<p>Recai Yıldırım</p>
<p>Hasari Güler</p>
<p>Abdülkadir Akcan</p>
<p>Mehmet Telek</p>
<p>Nidai Seven</p>
<p>Adnan Uçaş</p>
<p>Mehmet Arslan</p>
<p>Koray Aydın</p>
<p>Şefkat Çetin</p>
<p>Sedat Çevik</p>
<p>Ali Işıklar</p>
<p>Abdurrahman Küçük</p>
<p>Hayrettin Özdemir</p>
<p>Mustafa Cihan Paçacı</p>
<p>Şevket Bülent Yahnici</p>
<p>Osman Müderrisoglu</p>
<p>Tunca Toskay</p>
<p>Nesrin Ünal</p>
<p>Bekir Ongun</p>
<p>Orhan Bıçakçıoğlu</p>
<p>Ali Uzunırmak</p>
<p>Aydın Gökmen</p>
<p>Hüseyin Kalkan</p>
<p>Hüseyin Arabacı</p>
<p>Ibrahim Halil Oral</p>
<p>Ersoy Özcan</p>
<p>Süleyman Coşkuner</p>
<p>Burhan Orhan</p>
<p>Orhan Şen</p>
<p>Hakkı Duran</p>
<p>Irfan Keleş</p>
<p>Salih Erbeyin</p>
<p>Ali Keskin</p>
<p>Mustafa Gül</p>
<p>Mihrali Aksu</p>
<p>Mücahit Himoğlu</p>
<p>Ismail Köse</p>
<p>Cezmi Polat</p>
<p>Mehmet Ay</p>
<p>Ali Özdemir</p>
<p>Mehmet Hanifi Tiryaki</p>
<p>Mustafa Yaman</p>
<p>Bedri Yaşar</p>
<p>Süleyman Turan Çirkin</p>
<p>Mehmet Şandır</p>
<p>Mehmet Nuri Tarhan</p>
<p>Osman Gazi Aksoy</p>
<p>Mustafa Zorlu</p>
<p>Yalçın Kaya</p>
<p>Hidayet Kılınç</p>
<p>Enis Öksüz</p>
<p>Cahit Tekelioğlu</p>
<p>Ahmet Çakar</p>
<p>Mehmet Gül</p>
<p>Nazif Okumuş</p>
<p>Esat Öz</p>
<p>Bozkurt Yaşar Öztürk</p>
<p>Mehmet Pak</p>
<p>Mustafa Verkaya</p>
<p>Yusuf Kırkpınar</p>
<p>Ahmet Kenan Tanrıkulu</p>
<p>Oktay Vural</p>
<p>Arslan Aydar</p>
<p>Mehmet Serdaroğlu</p>
<p>Sabahattin Çakmakoğlu</p>
<p>Hasan Basri Üstünbaş</p>
<p>Ramazan Mirzaoğlu</p>
<p>Meral Akşener</p>
<p>Cumali Durmuş</p>
<p>Kemal Köse</p>
<p>Faruk Bal</p>
<p>Ali Gebeş</p>
<p>Mustafa Sait Gönen</p>
<p>Hasan Kaya</p>
<p>Basri Coşkun</p>
<p>Namık Hakan Durhan</p>
<p>Hüseyin Akgül</p>
<p>Ali Serdengeçti</p>
<p>Mehmet Kaya</p>
<p>Nevzat Taner</p>
<p>Metin Ergun</p>
<p>Ismail Çevik</p>
<p>Mükremin Taşkın</p>
<p>Mükerrem Levent</p>
<p>Cemal Enginyurt</p>
<p>Yener Yıldırım</p>
<p>Osman Fevzi Zihnioğlu</p>
<p>Ahmet Aydın</p>
<p>Vedat Çınaroğlu</p>
<p>Hüsnü Yusuf Gökalp</p>
<p>Lütfü Ceylan</p>
<p>Reşat Doğru</p>
<p>Nail Çelebi</p>
<p>Muzaffer Çakmaklı</p>
<p>Armağan Yılmaz</p>
<p>Ayhan Çevik</p>
<p>Ahmet Erol Ersoy</p>
<p>Mesut Türker</p>
<p>Şuayip Üşenmez</p>
<p>Ismail Hakkı Cerrahoğlu</p>
<p>Kürşat Eser</p>
<p>Sadi Somuncuoğlu</p>
<p>Şaban Kardeş</p>
<p>Hasan Çalış</p>
<p>Osman Durmuş</p>
<p>Abbas Bozyel</p>
<p>Ilhami Yılmaz</p>
<p>Mehmet Nacar</p>
<p>Birol Büyüköztürk</p>
<p>Mehmet Kundakçı</p>
<p>Müjdat Karayerli</p>
<p>Bekir Aksoy</p>
<p>KAYNAK http://forum.memurlar.net/topic.aspx?id=569703</p>
<p>Apo denen o r o s p u   ç o c u ğ u n u  ipten kurtaran şeref yoksunları utanmadan halâ suçu nasıl Mhp &#8216;ye atabiliyorsunuz?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bugraokyay.com/davarbasi-apoyu-kimler-ipten-kurtardi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Wordpress Temalarınızı Lisanslı Yapma</title>
		<link>http://www.bugraokyay.com/wordpress-temalarinizi-lisansli-yapma/</link>
		<comments>http://www.bugraokyay.com/wordpress-temalarinizi-lisansli-yapma/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 18:43:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buğra Okyay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Wordpress]]></category>
		<category><![CDATA[domain lisanslama]]></category>
		<category><![CDATA[script lisanslama]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress lisans]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress tema]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress tema lisanslama]]></category>
		<category><![CDATA[wp tema]]></category>
		<category><![CDATA[wp tema lisanslama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bugraokyay.com/?p=328</guid>
		<description><![CDATA[Wordpress temalarınızı lisanslı yapın. Yani lisanslı derken tam lisanslı  değil. Anlatmak istediğim mantık şu, açıklıyayım. Wordpress teması  yapıp satmak istiyorsunuz. Ve sattığınız temayı bir tek domaine  reglemek/kayıt etmek istiyorsunuz. Ve domain yanlışsa tema çalışmıyacak.  Bunu yapmanız için aşağıdaki kodları functions.php ye yerleştirin.
function domaincheck() {
$l = get_bloginfo(&#8216;home&#8217;);
if( ($l != &#8220;http://www.bugraokyay.com&#8221;) and ($l [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="wordpress" src="http://i47.tinypic.com/ur3q1.jpg" alt="" width="128" height="128" />Wordpress temalarınızı lisanslı yapın. Yani lisanslı derken tam lisanslı  değil. Anlatmak istediğim mantık şu, açıklıyayım. Wordpress teması  yapıp satmak istiyorsunuz. Ve sattığınız temayı bir tek domaine  reglemek/kayıt etmek istiyorsunuz. Ve domain yanlışsa tema çalışmıyacak.  Bunu yapmanız için aşağıdaki kodları functions.php ye yerleştirin.<span id="more-328"></span></p>
<p style="padding-left: 60px;"><span style="color: #0000ff;">function domaincheck() {<br />
$l = get_bloginfo(&#8216;home&#8217;);<br />
if( ($l != &#8220;http://www.bugraokyay.com&#8221;) and ($l != &#8220;http://bugraokyay.com&#8221;))  {<br />
echo &#8216;kullandığınız tema lisanslı değildir&#8217;;<br />
echo ($l);<br />
die;<br />
}<br />
}<br />
domaincheck();</span></p>
<p><strong>Aklınıza takılacak sorular ve çözümleri:</strong><br />
1. Ya temayı alan kişi functions.php dosyasını silerse? Böyle durumlar  için functions.php yi <a rel="external  nofollow" href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;q=base64">base64</a>, <a rel="external  nofollow" href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;q=ioncube">ioncube</a> ve <a rel="external  nofollow" href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;q=zend">zend</a> ile şifreleyebilirsiniz.<br />
2. Temayla ilgili birçok fonksiyonu elinizden geldiğince functions.php  ye yerleştirin.<br />
3. Mesela widget desteğini, tema ayar panelini, okunma sayıları vs.  birçok şeyi functions.php ye yerleştirebilir sonrasında  şifreleyebilirsiniz.</p>
<p><a href="http://ibrahimcakici.com.tr/temalarinizi-lisansli-yapin.html" target="_blank">Kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bugraokyay.com/wordpress-temalarinizi-lisansli-yapma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk olsa kurşuna dizerdi&#8230;</title>
		<link>http://www.bugraokyay.com/ataturk-olsa-kursuna-dizerdi/</link>
		<comments>http://www.bugraokyay.com/ataturk-olsa-kursuna-dizerdi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 16:46:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buğra Okyay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiyem]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<category><![CDATA[50 malta esiri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ingiliz subayların idamı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk olsaydı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve ingilizler]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk ve milli mücadele]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bugraokyay.com/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[Süleymaniye’de yaşanan ve Türk milletini derinden yaralayan “çuval alçaklığı”na imza atan ABD’li komutanın Ankara’ya davet edilmesi Türk tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Rezil Amerikalı, devleti yönetenler tarafından hiç bir şey olmamış gibi karşılanıp dostça kucaklandı. Biri de çıkıp, ‘Sen Türk askerine bu alçaklığı nasıl yaparsın’ diye hesap sor(a)madı&#8230;
Bu gaflet ve duyarsızlık bana Milli Mücâdele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.bugraokyay.com/wp-content/uploads/ataturk-kalpak-k1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-324" title="Atatürk" src="http://www.bugraokyay.com/wp-content/uploads/ataturk-kalpak-k1.jpg" alt="Atatürk" width="210" height="229" /></a>Süleymaniye’de yaşanan ve Türk milletini derinden yaralayan “çuval alçaklığı”na imza atan ABD’li komutanın Ankara’ya davet edilmesi Türk tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Rezil Amerikalı, devleti yönetenler tarafından hiç bir şey olmamış gibi karşılanıp dostça kucaklandı. Biri de çıkıp, ‘Sen Türk askerine bu alçaklığı nasıl yaparsın’ diye hesap sor(a)madı&#8230;<br />
Bu gaflet ve duyarsızlık bana Milli Mücâdele tarihimizdeki önemli bir olayı hatırlattı.<span id="more-323"></span><br />
Bilindiği gibi İstanbul’un işgali yıllarında böyle çok trajik bir olay yaşanmış ve bu felaketten Atatürk’ün dahiyane bir müdahalesi ile alnımızın akı ile çıkmıştık. Bu başarı aynı zamanda İngiliz gururunun ve İngiliz haşmetinin de unutulmaz bir yenilgisi olmuştur. İşgal yıllarında İngilizler eş zamanlı olarak Meclis-i Mebusan’ı basmışlar, süngü kuvveti ile tutukladıkları bazı milletvekillerini Bekirağa Bölüğüne tıkmışlardı. Burada aynı zamanda Türk ordu kumandanı paşalarımız, Türk gazetecileri ile sözde Ermeni tehciri ve soykırımı sorumluları da tutuklu bulunuyorlardı.<br />
İngilizler, buradaki tutukluların milli mücadeci güçler tarafından kurtarılıp Anadolu’ya kaçırılacağı istihbaratı üzerine tedbir alırlar. Ellerinde bulunan bu tutuklu zevatı Malta Adası’na sürgün ederler. Bunların içinde Ermeni tehcirine karışmış bulunan zevatın Malta’da infaz edilecekleri de ilân olunur.<br />
İçlerinde Ziya Gökalp, Mithat Şükrü Bleda (İttihat ve Terakki Umumî Kâtibi),<br />
Said Halim Paşa (İttihat ve Terakki Sadrıazamı), Şükrü Kaya (daha sonra Dahiliye Nazırı), Fethi Okyar (Eski Nazırlardan), Hüseyin Cahid Yalçın (gazeteci başyazar), Ahmet Emin (gazeteci başyazar) ve başkaca çok önemli zevat yanında Birinci Dünya Savaşı sırasındaki İngiliz cephelerinde, Çanakkale’de yine onlara karşı savaşanlar ve ünlü Medine müdafii Fahreddin Paşa da vardı.</p>
<p>İngiliz casusunu Ankara’da astı<br />
İngilizlerin bu emrivakisinin İstanbul’daki gizli telgraf merkezi aracılığı ile Mustafa Kemal Paşa’ya duyurulduğu sırada Yunan işgal kuvvetlerinin Ankara’yı hedef alan saldırı hareketi de başlamak üzeredir. O sırada Ankara’da yargılanıp idama mahkum edilen ünlü İngiliz casusu Hintli Mustafa Sagir’in infazı da gündemdedir. Halide Edip, Atatürk’e rica eder ve der ki:<br />
“- Aziz Paşam. Şu ana kadar karşımızda açık düşman olarak Yunanlılar vardı. Şimdi bu idamı gerçekleştirirsek İngilizler devreye girerler, başımıza yeni gaileler açarlar. İdamı durdurunuz.”<br />
Mustafa Kemal Paşa:<br />
“- Hanımefendi, İngilizlerin hangi işte parmağı yok ki? Bu idam İngilizlere rağmen icra edilecektir. İşte o kadar!..” karşılığını verir.<br />
Ve Atatürk’ü öldürmek için Ankara’ya İngilizlerin çok özel olarak hazırlayıp gönderdikleri Hint asıllı casus Mustafa Sagir, Karaoğlan çarşısında idam edilir. Buna bir misilleme olarak da algılanabilecek olay hemen İngilizler tarafından devreye sokulur: Sayıları ellinin üzerinde olan Türk devlet adamı ve Türk Paşaları ile Türk sadrıazamı Ermeni tehciri ve soykırım suçlaması ile Malta’da idam edileceklerdir. Çeşitli Batı kaynaklarından bu haber Ankara’ya ulaşır. İngilizler zamanlamayı iyi yaptıkları inancındadır. Çünkü onların emrindeki Yunan kuvvetleri Ankara’yı hedef alan büyük saldırı hareketine başlamak üzeredir. Atatürk’ün başında böylesine büyük bir gaile var iken Malta sürgünlerini ve orada idamı hazırlanan Türk aydınlarını kim düşünebilir ki?<br />
Ankara önlerinde yeryüzündeki son Türk devletinin son kalesi savunulmaktadır. Ülkenin üçte ikisi işgal altında inlemektedir. Amma bir anda Atatürk’ün büyük bir atılımı ile kriz çözülür. O sırada İran yolu ile Erzurum’a gelen bir İngiliz kurmay heyeti oradan Trabzon’a inecek ve orada yanlarına Azerbaycan’da Ruslarla yapılan savaşlarda Ruslara esir düşen ve sonra serbest bırakılan İngiliz subaylarını da yanlarına alarak Londra’ya gideceklerdir. Mustafa Kemal derhal bunların tevkif edilip hapsedilmelerini sağlar. Daha başkaca bölgelerden tutuklanan ve Ankara’da bulunan İngiliz subaylarını da içine alan esirlerin kurşuna dizileceğini ilân eder.</p>
<p>Avrupa ve dünya şoke oldu<br />
İngilizlere’ye bir ültümatom gibi ulaşan haberde; Malta sürgünlerinin tümünün serbest bırakılmaları, aksine bir davranış durumunda esir tuttulan İngiliz subaylarının on gün içinde kurşuna dizilerek infaz edilecekleri majestelerinin hukûmetine bildirilir. Ankara’dan gelen bu haber önce Avrupa’yı, daha sonra da bütün dünya ayağa kaldırır. Daha önce Ankara’da İngilizlerin müdahalesine rağmen iki İngiliz casusunu korkmadan idam etmesi Mustafa Kemal Paşa’nın ne kadar kararlı ve söylediğini yapan bir lider olduğunu göstermiştir. Malta tutuklularının serbest bırakılması yetmez. Bunların doğrudan -isteyenlerin kendi iradeleri ile- Ankara’ya ulaşmaları lâzımdır. O da sağlanır ve ondan sonra Mustafa Kemal esir İngiliz subayları serbest bırakılır. Ankara’ya gelen bu Türk esirlerinden Rauf Orbay Başbakan, Şükrü Kaya İçişleri Bakanı, Fethi Okyar ve sekiz arkadaşı da çeşitli Bakanlıklara atanmışlardır.</p>
<p><a href="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=11930">Muhiddin NALBANTOĞLU | YENİÇAĞ</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bugraokyay.com/ataturk-olsa-kursuna-dizerdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cahil Vakit Yazarı!</title>
		<link>http://www.bugraokyay.com/cahil-vakit-yazari/</link>
		<comments>http://www.bugraokyay.com/cahil-vakit-yazari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 21:15:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buğra Okyay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiyem]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<category><![CDATA[cahil selami güdener]]></category>
		<category><![CDATA[cahil yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[en kötü gazete]]></category>
		<category><![CDATA[en sahtekar gazete]]></category>
		<category><![CDATA[sahtekar selami güdener]]></category>
		<category><![CDATA[selami güdener]]></category>
		<category><![CDATA[selami güdenerden palavralar]]></category>
		<category><![CDATA[selami güdenerin yalanlar]]></category>
		<category><![CDATA[vakit gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[vakit ve yalanları]]></category>
		<category><![CDATA[yalancı yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bugraokyay.com/?p=316</guid>
		<description><![CDATA[Vakit gazetesinin 1 ocak 2010 tarihli sayısında Selami güdener imzalı bir cehalet yazısı yazılmıştır. Ulu önderimiz Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk için mason imasında bulunulmuştur. Bu soysuzlar bilmezler mi Atatürk&#8217;ün masonları, makamından yahudi uşakları diye kovduğunu? Bizce bilirler de işlerine gelmedikleri için söylemezler.
Bu cahil adam yazısının sonunda Başbuğ Atatürk&#8217;ün &#8216;öz&#8217; soyadını almak istediğini söylüyor. Masonlarla ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="atatürk" src="http://i49.tinypic.com/15iavdt.jpg" alt="" width="150" height="177" />Vakit gazetesinin 1 ocak 2010 tarihli sayısında Selami güdener imzalı bir cehalet yazısı yazılmıştır. Ulu önderimiz Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk için mason imasında bulunulmuştur. Bu soysuzlar bilmezler mi Atatürk&#8217;ün masonları, makamından yahudi uşakları diye kovduğunu? Bizce bilirler de işlerine gelmedikleri için söylemezler.</p>
<p>Bu cahil adam yazısının sonunda Başbuğ Atatürk&#8217;ün &#8216;öz&#8217; soyadını almak istediğini söylüyor. Masonlarla ve dönmelerle ilgili az buçuk kitap okuyanlar bilirler ki masonların ve dönmelerin en çok kullandığı soyadlardan biri &#8216;öz&#8217;dür. Burdan da Atatürk&#8217;e hem dönme hem mason demeye getiriyor bu cehalet simgesi adam. Bu yazıya küçük bir alıntı ekleyelimde cahil selaminin cehaleti tescillensin;<span id="more-316"></span><br />
21 Haziran 1934 tarihli Soyadı yasasının ilk maddesi:<br />
&#8216;Her Türk öz adından başka bir de soyadının bulunması lazımdır.&#8217;<br />
Başbuğ Mustafa Kemal&#8217;e Atatürk soyadı verilmesiyle ilgili kanunun başlığına bakın:<br />
&#8216;Kemal&#8217; öz adlı reis-i cumhurumuza Atatürk soyadının verilmesiyle ilgili kanun. Yasada öz adı, özel ad olarak değil genel bir ad, ilk isim anlamında kullanılmıştır. Ama adamlar işlerine geldiği gibi anlıyorlar.</p>
<p>Yazıda bir de Başbuğ Atatürk’ün belgeleri ‘Kemal Öz’ adıyla imzaladığını ifade ediyor. Atatürk bir dönem şahsi belgelerine ‘Mustafa Kamal’ diye imza attığı biliniyor. Ama cahil yazar bu durumu da eviriyor çeviriyor kendisine fayda sağlayacak şekilde anlıyor.</p>
<p>Cahil selaminin gazetesi o kadar kaypak, şerefsizdir ki müslümanlığı akp’ye biat etmek olarak anlarlar. Bu soysuzlar, başbakan sıfatlı bop eşbaşkanı erdonadze ve ağlak bülent arınç’ın rotaryenlerden ödül almasını haber bile yapmazken akp’den ayrılıp yeni bir parti kuran Abdüllatif Şener’in rotary kulübünün yemeğine katılmasını kafirliğinin ve dış odaklarının adamı olduğunun göstergesi sunacak kadar namerttirler.</p>
<p>Kürşad Kutalmış<br />
Gökkurtlar Türkçü teşkilatı<br />
Sakarya Sorumlusu</p>
<p>Yazının sahibi Kürşad Kutalmış andamın yüreğine sağlık.</p>
<p><a href="http://gokkurtlar.org/gforum/showthread.php?p=6401" target="_blank">Kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bugraokyay.com/cahil-vakit-yazari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kardeş Kardeşe Borç Vermez!</title>
		<link>http://www.bugraokyay.com/kardes-kardese-borc-vermez/</link>
		<comments>http://www.bugraokyay.com/kardes-kardese-borc-vermez/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 23:26:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Buğra Okyay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Turan]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<category><![CDATA[2 devlet 1 millet]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan bayrağı]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan türkü]]></category>
		<category><![CDATA[azeri]]></category>
		<category><![CDATA[iki devlet bir millet]]></category>
		<category><![CDATA[kardeş devlet]]></category>
		<category><![CDATA[kardeş ülke]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye azerbaycan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bugraokyay.com/?p=311</guid>
		<description><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa, 3 Mayıs 1920 günü Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa&#8217;ya yazdığı bir mektupta;
&#8220;Devlette hiç para kalmadı. Şu anda içeride para temin edebileceğimiz bir kaynak da yok.
Başka kaynaklardan para temin edinceye kadar Azerbaycan hükümetinden borç para alınmasını temin etmenizi rica ederim&#8221; diyordu. Kazım Karabekir Paşa, isteği Azerbaycan hükümetine iletti.
Bu istek, Azerbaycan Sovyet Sosyalist [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="azerbaycan türkiye" src="http://i48.tinypic.com/2q2ek91.jpg" alt="" width="206" height="154" />Mustafa Kemal Paşa, 3 Mayıs 1920 günü Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa&#8217;ya yazdığı bir mektupta;</p>
<p>&#8220;Devlette hiç para kalmadı. Şu anda içeride para temin edebileceğimiz bir kaynak da yok.<br />
Başka kaynaklardan para temin edinceye kadar Azerbaycan hükümetinden borç para alınmasını temin etmenizi rica ederim&#8221; diyordu. Kazım Karabekir Paşa, isteği Azerbaycan hükümetine iletti.<span id="more-311"></span></p>
<p>Bu istek, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Halk Cumhuriyeti ile Ankara Hükümeti arasındaki ilk resmi temastı.</p>
<p>Azerbaycan&#8217;dan Türkiye&#8217;ye uzanan kardeş eli</p>
<p>1921 yılı içinde Nerimanov&#8217;un şahsi emri ile Azerbaycan Dışişleri Bakanı Mirza Davut Hüseyinov, kazanılan Birinci-İkinci İnönü Savaşları münasebetiyle çektiği telgrafta;</p>
<p>&#8220;&#8230;Kazanılan bu büyük zaferlerden dolayı Türk halkını Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adına kutluyoruz.&#8221; diyordu. Bu büyük zaferlerin şerefine Azerbaycan halkının yardım için 30 sistern petrol, 2 sistern benzin, 8 sistern kerosin gönderdiğini bildiriyordu.</p>
<p>Aynı yılın Mayıs ayında Azerbaycan devleti, TBMM hükümetine 62 sistern petrol gönderdi ve bundan sonra savaş bitinceye kadar aynı değerde petrol ve üç vagon dolusu kerosin göndermeyi taahhüt etti.</p>
<p>Bu taahhüdün dışında 1922 yılında Batum yolu ile Azerbaycan dokuz bin tondan fazla kerosin ve 350 ton benzin gönderdi.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa 1921 yılında Nerimanov&#8217;a bir mektup yazarak borç para talep etmişti.</p>
<p>Bu mektubu 17 Mart 1921 günü büyükelçi Nerimanov&#8217;a ulaştırdı. Nerimanov, derhal 500 kg . altın gönderdi. Bunun 200 kg. devlet bütçesine, kalanı ise mühimmat ve silah için kullanıldı.</p>
<p>Daha sonra Nerimanov Rusya&#8217;dan aldığı 10 milyon altın rubleyi Ankara&#8217;ya gönderdi.</p>
<p>Bu yardımlarla savaş içindeki ülkenin durumunda belirgin bir düzelme oldu.</p>
<p>23 Mart 1921&#8242;de Azerbaycan hükümeti talep etmediği halde;</p>
<p>Türkiye&#8217;ye Azerbaycan halkının hediyesi olarak 30 sistern petrol, 2 sistern benzin, 8 sistern yağ daha gönderdi.<br />
Nerimanov, Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın yazdığı mektuba yazdığı cevabi mektubunda; her gün kazanılan başarılarla Türk halkının emperyalizmden kurtulma günlerinin yaklaştığını, bu yüzden kahraman Türk halkını kutladığını yazıyor ve sonra ilave ediyordu;</p>
<p>&#8220;Paşam, bizim Türk milletinde kardeş kardeşe borç vermez. Kardeş, her zaman kardeşinin elinden tutar.</p>
<p>Biz kardeşiz, her zaman elinizden tutacağız ve tutmaya devam edeceğiz.&#8221;</p>
<p>Bu yazı <a href="türkiye ,azerbaycan ,türk ,azeri ,azerbaycan türkü ,azerbaycan bayrağı ,türkiye ,kardeş ülke ,2 devlet 1 millet ,iki devlet bir millet ,türkiye azerbaycan ,kardeş devlet" target="_blank">Facebook Azerbaycan</a> hayran sayfasından gönderilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bugraokyay.com/kardes-kardese-borc-vermez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
